paradoks

Nedir Şu Paradokslar
Binlerce yıllık geçmişi olan paradokslar, insanların kafasını devamlı meşgul etmiştir. Aslında doğru gibi görülen bir önerme veya fikir, tamamen yanlış olarak çıkar karşımıza. Tam tersi de mümkündür; yıllarca yanlış zannettiğimiz olayların, fikirlerin, hesaplamaların, doğru olduğunu görmek, bizi şaşkınlığa ve hayrete düşürür. İleride bolca misal vereceğimiz paradoksların, yapılmış birkaç tanımını aktaralım:
‘Çok mantıksız görünen, aslında çok mantıklı bir değiş’
‘İki doğrunun veya yanlışın çelişkisi’
‘Soyut muhakemenin sona erdiği tezat’
‘Kağıt-kalem veya mantık ilüzyonu’ (Galiba en güzel tanım bu!)
Paradokslar ilginçtir, eğlencelidir, öğreticidir, şaşırtıcıdır, zihni açar…
Tarihte bilinen ilk paradoks örneklerini Epimenides vermiştir. Giritli olan Epimenides:
-‘Bütün giritliler yalancıdır!’ diyerek bizi çelişkiye götürür. Şöyle ki :
Eğer gerçekten giritliler yalancı ise kendisi de giritli olduğuna göre o da yalancıdır. Yani söyledikleri yalandır(mesela yukarıdaki cümlesi). Bu cümle yalan olduğuna göre doğrusu şu olmalı:
-‘Bütün giritliler doğrucudur, doğru söyler.’
O halde söylediği doğrudur. Yani ‘bütün giritliler yalancıdır……’
Örnekler:
‘Bu cümleyi okumayın!’
Yukarıdaki cümleyi okuduğunuza göre paradoksa uğramış oldunuz.
‘ Tek kelime dahi Türkçe bilmiyorum!’
– Beni duyabiliyor musun?
– Hayır. Sesin gelmiyor (!)
– Niçin her soruma soru ile cevap veriyorsun?
– Niçin vermeyeyim ki !?
Memleketimizde bazı yer adları, kendisi ile çelişir:
Bakırköy: Adı “köy” olmasına rağmen ilçedir. Hem de yaklaşık 50 vilayetten bile büyük bir ilçe.
Viranşehir: “Şehir” değil, Ş.urfa’nın bir ilçesidir.
Kuşadası: “Ada” değildir.
Denizli: Denizli’de deniz yoktur.
Elmadağ, Kadifekale, Akdeniz, Gümüşhane…vs.
-“Söylediğin her şey doğru mu?”
-“Hayır!”
Bu adam güvenilir biri midir? Önce fikir yürütelim:
“Hayır” dediğine göre arada bir yanlış(yalan) söylüyor demektir. Arada bir yanlış konuşuyorsa “hayır” dediği de yanlış veya yalan olabilir. O zaman “hayır”, “evet”olur. Bu sefer de “evet” diyorsa, her söylediği doğru olduğundan “hayır” da doğrudur… İyisi mi bu adama pek itimat etmeyelim…
Bir otobüs ilanı:
-“Okuma-yazma öğrenmek isteyenlere müjde! Hemen aşağıdaki adrese başvurun…”
Okuma-yazma bilmeyen bir insan nasıl bu ilanı okuyacak! Okusa zaten o adrese başvurması gerekmez…
Bir adam, saçları döküldüğü için doktora gider. doktor, teşhisi koyar: Stres!
Ama adam saçları döküldüğü için strese girmektedir. Strese girdikçe daha da fazla dökülmektedir. Daha da fazla döküldükçe de, stresi aynı hızla artmaktadır…
YANLIŞ MI DOĞRU MU PARADOKSU:
Sizce “Bu sözüm bir yanlıştır” sözü doğru mudur, yoksa yanlış mıdır?
İkisi de değildir.
YANLIŞ diyecek olursanız ben de yanlış diyorum zaten. O zaman doğru olması gerekir.
DOĞRU diyecek olursanız ise ben yanlış diyorum. Siz de yanlışa doğru dediğinizden yine çözülmüyor. BORAN BOYNUK’tan
Ben her zaman yalan söylerim. EMRE TURUNCU’dan
BU CÜMLEDEKİ HARF SAYISI OTUZYEDİ DEĞİLDİR. (37 Harf var)
Alaaddin’in sihirli lambasından çıkan cini herkes bilir. Cin diyor ki:
-Dile benden ne dilersen. Unutma ki sadece ‘bir’ dilek hakkın var ve mutlaka yerine gelecek.
Siz olsanız ne isterdiniz? Alaaddin öyle bir istekte bulunuyor ki cin ne yapacağını şaşırıyor:
-Benim tüm dileklerimi yerine getir!
SOCRATES’ten:
“Bildiğim tek şey var; o da hiç bir şey bilmediğim.”
Bazı hayvan isimleri, insanlar için sıfat olarak kullanıldıklarında iltifat kabul edilir:
Aslanım benim!
Koç gibi maşallah!
Tilki gibisin abi!

Bazı hayvan isimleri ise hakaret anlamına gelir:
Çok inek bir arkadaş!
Ayı mısın be birader! (Ayı, bazı ülkelerde iltifattır)
Öküz öküz bakma!

Sonuçta hayvan, hayvandır:)

Matematik Paradoksları
Doğru Parçası Paradoksu:
Önce doğru parçasının tarifini yapalım:
Doğru Parçası: Başlangıcı ve sonu olan ve sonsuz adet noktadan oluşan doğru. Pekiyi nokta nedir?
Nokta: Kalemin kağıda bıraktığı en küçük iz veya belirti.Malûmdur ki noktanın boyutu yoktur. O halde dikkat. Paradoks başlıyor:
Noktanın boyutu olmadığına göre iki noktanın yan yana gelmesi bir şey ifade etmez. 100 nokta veya 1 milyar nokta da yan yana geldiğinde herhangi bir şekil oluşturmaz.( Çünkü şekil oluşturması için gerekli olan boyut özelliğini sağlamıyor) Bu şuna benzer ki; sıfır ile sıfırın toplamı yine sıfırdır. Milyarlarca sıfırı toplasak ‘yarım’ dahi etmez. O halde doğrunun tanımında bir hata var. Çünkü sonsuz adet noktanın yan yana gelmesi bir şey ifade etmez! Noktanın çok çok az da olsa boyutu olduğunu kabul etmemiz gerekir. Bu sefer de noktanın tarifi hatalı olur.
Noktayı boyutlu kabul edelim. Karşımıza bir paradoks daha çıkar; doğru parçasında sonsuz adet nokta olduğuna göre doğru parçasının da uzunluğu sonsuz olmalıdır. Çünkü çok az da olsa boyutu olan bir şeyden sonsuz adedi yanyana gelirse sonsuz uzunluk olur.

2+2=5 ¿?
X = Y …………………………………………olsun
X² = X.Y……………………………………..eşitliğin her iki tarafını ‘X’ ile çarptık.
X² – Y² = XY – Y²…………………………her iki taraftan ‘Y²’ çıkardık.
(X + Y).(X – Y) = Y.( X-Y )……………sol tarafı çarpanlara ayırdık, sağ tarafı ‘Y’ parantezine aldık.
( X + Y ) = Y……………………………….( X – Y )’ler sadeleşti.
X + X = X……………………………………X = Y olduğundan,
2.X = X……………………………………….’X’ leri topladık.
2 = 1 …………………………………………’X’ ler sadeleşti.
3 + 2 = 1 + 3………………………………her iki tarafa ‘3’ ilâve ettik.
5 = 4…………………………………………..buradan,
5 = 2 + 2…………………………………’4’ü, ‘2+2′ şeklinde yazdık. HATA NEREDE?

Cantor Paradoksu:
George Cantor’a göre bir kümenin alt kümelerinin eleman sayısı, asıl kümeden daha fazladır. Ancak bu kaide, “Bütün kümelerin kümesi” için de geçerli midir?
“Bütün kümelerin kümesi”, X olsun. Öyle ise her alt kümesi kendisinin elemanıdır. X’in “Alt kümeleri kümesi” de X’in alt kümesidir. Yani:
2ª  X (2 üzeri a, alt küme X) dir. Buradan şunu yazabiliriz:
card(2ª) card(a)…………….1
Çünkü alt kümelerin kardinali asıl kümelerden küçüktür veya eşittir. Ancak Cantor Teoremine göre:
card(2ª) > card(a)……………….2
olmalıdır. 1 ve 2 çelişmektedir.

Karışım Paradoksu:
Bir fincan sütümüz ve bir fincan da kahvemiz var. Bir kaşık sütten alıyoruz ve kahve fincanına döküyoruz. İyice karıştırıp oradan da bir kaşık alıyoruz ve süte döküyoruz. Şimdi sorumuz geliyor:
Kahvedeki süt mü yoksa sütteki kahve mi daha fazladır?
Cevap şaşırtıcı gelebilir ama karışım oranları eşittir. İşte ispatı:
Kabul edelim ki karışımımız homojen olmasın. Meselâ kahveye kattığımız süt, tamamen dibe çöksün. Kahveden aldığımız miktar tabi ki sütten aldığımıza eşit olacaktır. Veya:
İlk karışımdan sonra kaşığımızın yarısı süt, yarısı da kahve olsun. Bu sefer yine sütte yarım kaşık kahve, kahvede yarım kaşık süt bulunacaktır. Veya:
İlk karışım homojen olsun. Aldığımız bir kaşık karışımın % 90 ını kahve, % 10 unu süt kabul edelim. Sütün % 90 ı kahvede kalmıştır. Sonuçta eksilen sütün yerini kahve dolduracağından karışım oranları eşit olur.

Bütün Sayılar Eşittir Paradoksu:
a ve b birbirinden farklı herhangi iki tamsayı ve c de bunların farkı olsun:
a-b=c
(a-b)(a-b)=c.(a-b)…………………………her iki tarafı (a-b) ile çarptık.
a²-2ab+b²=ac-bc………………………….parantezleri açtık.
a²-2ab+b²-ac=-bc………………………..ac yi sol tarafa attık.
a²-2ab-ac=-bc-b²………………………….b² yi sağ tarafa attık.
a²-ab-ac=ab-bc-b²………………………..2ab nin birini sağ tarafa geçirdik.
a(a-b-c)=b(a-b-c)…………………………a ve b parantezine aldık.
a=b…………………………………………….(a-b-c) ler sadeleşti. (2+2=5 Paradoksunun benzeri)

Karışık Bir Hesap:
İki çocuk ayrı ayrı kalem satmaktadırlar. Her ikisinin de 30’ar tane kalemi vardır. Biri, 3 kalemi 10 TL’ye; diğeri de 2 kalemi 10 TL’ye vermektedir. İlki 30 kalemden 100 TL, diğeri de 150 TL kazanır. ( Toplam 250 TL.) Ertesi gün yine 30’ar kalemle evlerinden çıkarlar. Yolda karşılaştıklarında biri diğerine der ki:
-“Gel seninle ortak olalım. 60 (30+30) kalemin 5 (2+3) tanesini 20 (10+10)TL’ye satalım. Kazandığımız parayı da paylaşırız. Basit bir hesapla 60 kalemden 240 TL kazanırlar. Yani:
5 Kalem……………20 TL ise
60 Kalem…………..x TL’dir. Buradan;
x=(60.20)/5= 240 TL
Çocuklar, ayrı ayrı satış yaptıklarında toplam 250 TL kazanıyorlardı. Beraber sattıklarında neden 10 TL zarar ettiler?

1 kg = 1 ton ¿?
1 kg = 1000 gr………….(1)
2 kg = 2000 gr………….(2)
(1) ve (2) çarpılırsa:
2 kg = 2.000.000 gr
2 kg = 2.000 kg………….(2.000.000 gr = 2.000 kg)
2 kg = 2 ton………………(2.000 kg = 2 ton). Dolayısı ile,
1 kg = 1 ton

Hempel Paradoksu:
Carl Hempel’e göre “Bütün kuzgunlar siyahtır!”
Bu önermeyi iki şekilde ispatlayabiliriz:
a) Çok sayıda kuzgun görüp, hepsinin de siyah olduğunu tesbit ederek,
b) Siyah olmayan şeylerin, aynı zamanda kuzgun da olmadığını görerek.
Bilinen şu ki çok sayıda siyah kuzgun ve yine çok sayıda siyah olmayan, aynı zamanda kuzgun da olmayan cisim vardır. Siyah olmayan tüm cisimler incelenmeden bu fikre varamayız. Kırmızı cisimler için bu uygulama yapılmamışsa “bazı kuzgunlar kırmızı ” da olabilir. Bu sebeplerden Hempel paradoksu, “Tümevarım” ın itibarını sarsmıştır.

Arnauld Paradoksu:
Herkes bilir ki;
• (Büyük Sayı / Küçük Sayı)  (Küçük Sayı / Büyük Sayı) dır.
(5 / 2)  (2 / 5) gibi
Ancak negatif sayılar bu kuralı bozar:
(3 / -3) = (-3 / 3)
Ayrıca;
• (Büyük Sayı / Küçük Sayı) > 1 dir.
(4 / 3) > 1 gibi
Yine negatif sayılar için kural ihlâl edilir:
(3 / -1) < 1 Bu durum, matematikçi Arnauld’a mantıksız geldiği için negatif sayıların olmadığına hükmetti. Galileo Paradoksu: Sonsuzlukla ilgili bir paradoks: Yukarıda ilk sırada pozitif tamsayılar, altında iki katları, en altta da kareleri var. İlk seri sonsuz olduğuna göre diğer seriler de sonsuz elemanlı. Ayrıca ilave olarak sayıların küplerini, üç katlarını, on katlarını, yarılarını, üçtebirlerini de yazabiliriz. Hiçbir sonsuz da birbirine eşit değil. Euplides (Kum Yığını) Paradoksu: Euplides, hiçbir zaman bir “kum yığını” oluşturulamayacağını iddia etmiştir. Çünkü bir kum tanesi, “yığın” değildir. Yanına bir tane daha koyarsak yine yığın oluşmaz. “Kum yığını” olmayan bir şeyin yanına (veya üzerine) kum tanesi koymakla yığın elde edemeyeceğimize göre Hiçbir zaman “kum yığını” oluşturamayız. Daha açık bir deyişle: Kabul edelim ki birer birer kum tanelerini biraraya getirelim. Hangi merhaleden sonra kumlar “yığın” oluşturur? Diyelim ki ‘bir milyon’ adet kum tanesi, bir yığın oluştursun. Dokuzyüz doksandokuzbin dokuzyüz doksandokuzu “kum yığını” kabul edilmeyecek mi? Edersek “1” eksiği de yığın olmaz mı? Yani hangi aşama bizim için “yığın” anlamına gelir? -1=1 ¿? Berber Paradoksu: Klasik paradokslardan biri daha: Bir berber, bulunduğu köydeki erkeklerden, yalnızca kendi kendini traş edemeyen erkekleri traş ediyor. Berberi kim traş edecek? Kendi kendine traş olsa; kendisini traş edebildiği için tanıma ters düşecek. Başkası traş etse; o kişi kendi kendine de traş olabiliyor demektir. (bkz Russel Paradoksu) Russel Paradoksu: 1970 yılında 98 yaşında ölen Bertrand RUSSEL’ın çok bilinen paradoksu: “Bir odada papa ve ben varım. Odada kaç kişiyiz?” Cevap: “Bir kişiyiz. Çünkü ben, aynı zamanda papayım” Russel’ın “Kümeler” Paradoksu: Russel’a göre iki çeşit küme var: a) Kendisinin elemanı olan(ihtiva eden) kümeler. b) Kendisinin elemanı olmayan kümeler. Şimdi, “Kendisinin elemanı olmayan kümeler”in kümesine ‘X’ diyelim. X, kendisinin elemanı mıdır? Matematiğin Sırları: (pi) Sayısı: Kısaca bir dairenin çevresinin çapına oranı,  sayısını verir. İnsanoğlu, aslında çok önemli vazifeleri olan bu sayı üzerinde çok düşünmüştür. Yıllarca tam olarak bir değer bulamamakla beraber, gerçek değerine en yakın sonuçları kullanabilmek için çaba sarfetmişlerdir. ’ nin kronolojik gelişimine baktığımızda günümüzde dahi tam bir sonuç bulunamamıştır. Çeşitli formüller üretilmesine rağmen sadece her seferinde gerçek değere biraz daha yaklaşılmıştır. Arşimet 3.1/7 ile 3.10/71 arasında bir sayı olarak hesapladı. Mısırlılar 3.1605, Babilliler 3.1/8, Batlamyus 3.14166 olarak kullandı. İtalyan Lazzarini 3.1415929, Fibonacci ise 3.141818 ile işlem yapıyordu. 18.yyda 140, 19yyda 500 basamağa kadar hesaplandı. İlk bilgisayarlarla 2035 basamağı hesaplanırken günümüzde milyonlarca basamağa kadar çıkılıyor. İşin ilginç tarafı, hâlâ tam bir sonuç yok. Herhangi bir yerinde devir olsa iş yine kolaylaşacak. Ama henüz öyle bir şeye de rastlanmadı. Şu anda bilinen değerden birkaç basamak:    İlginç Sayılar(1): 3² + 4² = 5² 10² + 11² + 12² = 13² + 14² 21² + 22² + 23² + 24² = 25² + 26² + 27² 36² + 37² + 38² + 39² + 40² = 41² + 42² + 43² + 44² . . . Fermat’ın Son Teoremi: Mesleği Avukatlık olan Fermat, arada bir matematikle de ilgilenirdi. Ama ne ilgilenmek. Aşağıdaki teorem, onun eseri. 1665 yılında 64 yaşında ölen Fermat’ın aşağıdaki teoremi, hâlâ ispatlanamadı. Bu problem üzerinde yıllarca çalışan ünlü alman matematikçi Wolfskehl, 1908 yılında öldüğünde, vasiyet olarak 100bin mark bıraktı. Hem de bu problemi yüzyıl içinde çözecek ilk kişiye verilmek üzere! Teorem şöyle: n>2 ve a, b ve c tamsayı olmak üzere
an + bn= cn çözümü olmadığını ispatlayın.
Fermat bu teoremi yazarken kullandığı kağıdın altında çok az yer kaldığı için cevabı yazamadığını, halbuki çok güzel bir ispatı olduğunu yazmıştır. (Belki Fermat ta cevabı bilmiyordu:))
Bir hatırlatma: Eğer rastgele n=54179653 sayısını formüle uygulayıp eşitliği sağlamadığını göstermediyseniz, bu sayının hâlâ doğru olma şansı var demektir.

İlginç Sayılar(2):
Üç basamaklı herhangi bir sayıyı iki kere yanyana yazarak elde ettiğimiz yeni sayı, kesinlikle 7, 11, 13, 77, 91, 143, 1001 sayılarına kalansız olarak bölünür(neden?).
Örnek: 831831
831831 / 7 = 118833
831831 / 11 = 75621
831831 / 13 = 63987
831831 / 77 = 10803
831831 / 91 = 9141
831831 / 143 = 5817
831831 / 1001 = 831

Sihirli Kareler:
3 x 3: Birbirini yatay, dikey ve çapraz takip eden üç karenin toplamı, 15.
8 1 6
3 5 7
4 9 2
4 x 4: Birbirini yatay, dikey ve çapraz takip eden dört karenin toplamı, 34.
16 2 3 13
5 11 10 8
9 7 6 12
4 14 15 1
5 x 5: Birbirini yatay, dikey ve çapraz takip eden beş karenin toplamı, 65.
3 16 9 22 15
20 8 21 14 2
7 25 13 1 19
24 12 5 18 6
11 4 17 10 23

İlginç Sayılar(3):
1 x 8 + 1 = 9
12 x 8 + 2 = 98
123 x 8 + 3 = 987
1234 x 8 + 4 = 9876
12345 x 8 + 5 = 98765
123456 x 8 + 6 = 987654
1234567 x 8 + 7 = 9876543
12345678 x 8 + 8 = 98765432
123456789 x 8 + 9 = 987654321

Teorem:
Bütün kare sayılar, 1’den başlamak üzere sırasıyla tek tamsayıların toplamı olarak yazılabilir.
Örnekler:
5²=25
1 + 3 + 5 + 7 + 9 = 25
11² = 121
1 + 3 + 5 + 7 + 9 + 11 + 13 + 15 + 17 + 19 + 21 = 121

Üçgen Sayılar:
1’den başlamak üzere kendisinden önceki tüm sayıların toplamına karşılık gelen sayıların dizisidir.
1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, … pozitif doğal sayılar ise, üçgen sayılar:
1, 3(1+2), 6(1+2+3), 10(1+2+3+4), 15(1+2+3+4+5),… üçgen sayılardır. Yani:
1, 3, 6, 10, 15, 21, 28, 36, 45, 55…

Pascal Üçgeni:
Pascal üçgeni, şekilde de görüldüğü gibi kenarlarda “1” olmak üzere her sayı, üstündeki iki sayının toplamı olarak yazılacak şekilde oluşturulur.

Pascal üçgeninin bazı özellikleri:
• Kenarlar “1”den oluşur
• ikinci(kırmızı) sıra, pozitif tamsayılar serisidir.
• Üçüncü(mavi) sıra, üçgen sayılardır. (1, 3, 6, 10 15,…)
• Aynı yöndeki sayıların(sarı) toplamı, seçtiğimiz son sayının ters yönündeki sayıya eşittir.
(Örnek: 1+2+3+4+5+6+7=28, 1+4+10+20+35=70 gibi)
• Her sıradaki sayıların toplamı, ‘sıfır’dan başlamak üzere “2”nin üslerini verir. 20, 21, 22, 23 ,24 ,…
(Örnek: 5. sıradaki sayıların toplamı, 1+4+6+4+1=16=24 )
• Her sıra, yine ‘sıfır’dan başlamak üzere kendi derecesinden bir polinomun katsayılarını verir.
( Örnek: (a+b)3=1a3+3ab2+3a2b+1b3)

Teorem:
Bütün sayılar 2’nin üsleri toplamı (tekrarsız) olarak yazılabilir.
Örnekler:
12 = 23 + 22
12 = 8 + 4
45 = 25 + 23 + 22 + 20
45 = 32 + 8 + 4 + 1

İlginç Sayılar(4):
12 x 42 = 21 x 24
23 x 96 = 32 x 69
24 x 84 = 42 x 48
13 x 62 = 31 x 26
46 x 96 = 64 x 69

Fibonacci Dizisi:
1’den başlamak üzere kendisinden önceki iki sayının toplamına karşılık gelen sayıların dizisidir.
1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, …ise, fibonacci dizisi:
1, 1(0+1), 2(1+1), 3(1+2), 5(2+3), 8(3+5), 13(5+8),… yani:
1, 2, 3, 5, 8, 13, 21, 34, 55…
Fibonacci dizisinin kullanıldığı pekçok yerden biri de “Karışık Paradokslar”daki üçgenli ve kareli sorulardır.

İlginç Sayılar(5):
3 x 37 = 111
6 x 37 = 222
9 x 37 = 333
12 x 37= 444
15 x 37 = 555
18 x 37 = 666
21 x 37 = 777
24 x 37 = 888
27 x 37 = 999

e Sayısı:
1 + (1/1!) + (1/2!) + (1/3!) + (1/4!) + … + (1/n!) serisinin toplamı “e” sayısını verir. Yaklaşık değeri:
e = 2.71828182…dir. (e sabit sayısının kullanıldığı yerler ayrıca anlatılacaktır)

(Sonsuz):
, sadece matematikçilerin değil, düşünen herkesin ilgisini ve merakını çekmiştir. ’u sayı olarak düşünürsek; aklımızı zorlayıp “en büyük sayı”ya ulaştığımızı kabul edelim. O sayının mutlaka 1 fazlası olacağından yeni sayılar elde ederiz.
Meselâ sayı doğrusunda 0 ile 1 arasında sonsuz adet reel sayı vardır. 0 ile 10 arasında da sonsuz adet sayı olduğuna göre bu iki sonsuz da birbirine eşit olamaz. Bu yüzden matematikte “/” ifadesi tanımsızdır. Aynı şekilde 1 ifadesi de henüz tanımlanamamıştır. Hâlbuki 1’in tüm üsleri 1′ eşit olmalıdır.
Kâinatta kaç adet “atom” olduğu sorulsa kaç derdiniz? Herhalde aklınıza gelebilecek en büyük sayıyı söylersiniz. Sizce 1073 nasıl bir sayı? Büyük bir ihtimalle sizin tahmininizden küçük. Ama tüm kâinattaki gezegenlerin, yıldızların, asteroidlerin … atom sayısı işte bu kadar. (Araştırmalar sonucundaki tahmini sayı).
Kâinatın sonu neresi? Herhalde kâinat da bir yerde bulunuyor. Ayrıca genişlediği (şişen bir balon gibi) ilmî bir gerçek. Nerede, neyin içinde, nereleri kaplayarak genişliyor? Bundan sonrası ancak tahmin edilebilir. Şimdilik bunlar sır.
Şimdi ’un ne kadar büyük olduğu daha iyi anlaşılıyor (veya anlaşılamıyor:)) değil mi?

İlginç Sayılar(6):
(0 x 9) + 8 = 8
(9 x 9) + 7 = 88
(98 x 9) + 6 = 888
(987 x 9) + 5 = 8888
(9876 x 9) + 4 = 88888
(98765 x 9) + 3 = 888888
(987654 x 9) + 2 = 8888888
(9876543 x 9) + 1 = 88888888
(98765432 x 9) + 0 = 888888888
(987654321 x 9) – 1 = 8888888888

Şekil Paradoksları
Garip Bir Üçgen:
Aşağıdaki iki şekli dikkatle inceleyin.

Görüldüğü gibi ikinci şekil, birinci şekildeki parçaların yer değiştirmesi sonucu oluştuğuna göre neden 1 karelik fark oluştu?
Üçgenler:
Soru: Bir üçgenin içaçıları toplamı gerçekten 180º midir?
Bu sorunun cevabını vermeden önce başka bir soru soralım:
Bir avcı, bulunduğu yerden 1 kilometre güneye gidiyor. Sonra dik açı ile (90°) doğuya dönüp 1 kilometre daha gidiyor. Sonra yine dik açı ile kuzeye doğru dönüp 1 kilometre daha gidiyor. Avcı o noktada, başladığı yere geldiğini farkediyor. Avcının avı nedir?
Öncelikle böyle birşey mümkün olabilir mi? Tabi ki . Eğer avcı kuzey kutbunda ise olur (veya güney kutbu). Dünya yuvarlak olduğuna göre mümkündür. Şimdi de avcının izlediği yolu düşünelim: Avcı doğrusal hareket yaptığına göre katettiği yol tam bir üçgendir. Bu üçgenin açıları toplamı ise doğal olarak 180°den büyüktür.
Açıklama: İki kere dönüş yaparak 90° + 90° = 180°, bir de kutupta başlangıç ve varış arasında x° açısı var.
180° + x° > 180° (x° sıfırdan büyük)
Sorumuzun cevabına gelince: Demek ki dünya yüzeyinde içaçıları toplamı 180° olan bir üçgen çizilemez. Çünkü bir kağıda çizilen üçgen bile mutlaka 180°den büyüktür.(Burada x° çok çok çok küçüktür)
Bu arada avcının avı :Kutup ayısı veya kutupta yaşayan başka bir hayvan.

Tekerlek Paradoksu(Aristo’dan):
Fermat, Descartes gibi bilim adamlarının da kafasını meşgul eden bir paradoksa sıra geldi.

Şekilde birbirine yapışık, ortak merkezli iki tekerlek görülüyor. Kabul edelim ki büyük tekerleğin çevresi 10 cm, küçük tekerleğin çevresi de 5 cm olsun. Tekerlekler kendi etrafında sağ tarafa doğru bir tur döndüklerinde B (b) noktasına geliyorlar. Nasıl oluyor da büyük tekerlek 10 cm gittiğinde, küçük tekerlek te 10 cm gitmiş oluyor? Halbuki o da bir tur döndü ve çevresi 5 cm?
Cevap: Aristo’ya göre, küçük tekerleğin her noktasına karşılık büyük tekerlekte bir nokta vardır. Dolayısı ile ikisi birbirine eşit olmalıdır. Ancak tabi ki işin aslı şudur:
Büyük tekerlek dönerken küçük tekerlek te kendi yolunda kayarak hareket etmektedir.

Bu Da Garip İki Dörtgen:
Aşağıdaki şekilleri de dikkatle inceleyiniz:

Bu şekillerde de, görüldüğü gibi bir kare dört parçaya ayrılarak bir dikdörtgen elde edilmiş. Ama bir problem var! Şekiller, aynı parçalardan oluştuğu halde alanlar neden farklı acaba?

Paralar:
Aşağıdaki şekilde eşit boyda iki bozuk para görülüyor. Sağdaki para(mavi) sabit kalmak üzere soldaki parayı, sağdakinin çevresinde bir tur döndürüyoruz ve başladığı noktaya getiriyoruz.
Kırmızı para, başladığı noktaya gelene kadar kendi etrafında kaç tur döner? (cevap “bir” değil)

Cevabı bulamadıysanız, bir ipucu: Kırmızı para, mavinin tam sağına gelene kadar zaten bir tur dönmüş olur.

Fizik Paradoksları:
Olbers Paradoksu
Bu paradoks, biraz da artronomi ile ilgili.
Olbers, araştırmaları neticesinde, şu fikirlere vardı:
a) Kâinatın (uzayın), başlangıcı ve sonu yoktur.
b) Kâinatın bir sınırı yoktur.
c) Kâinattaki yıldızlar, düzenli bir şekilde dağılmıştır.
d) Kâinatın büyüklüğü sabittir.
e) Diğer yıldızlardan gelen ışığı engelleyici bir faktör yoktur.
Bütün bunlara dayanarak, Olbers’e göre gece gökyüzünün çok parlak olması gerekir. Çünkü sonsuz adet ışık kaynağı yani yıldız mevcuttur. Gece, karanlık olduğuna göre yanlış olan birşeyler var. Yapılan araştırmalar, kâinatın bir başlangıcı olduğunu ispatlamıştır. Kâinatın saniyede 60 bin km. hızla genişlediği de ilmî bir gerçektir. Yıldızlardan gelen ışığı engelleyen bir faktör mevcut olsa idi, bu faktörün ısınması ve daha sonra da ışık kaynağına dönüşmesi gerekirdi. O halde gökyüzü gece parlak değilse bunun birkaç sebebi vardır:
a) Kâinatın mutlaka bir başlangıcı vardır.
b) Kâinatın büyüklüğü sabit değildir. Yani genişliyor.
c) Yıldız sayısı sınırlıdır.
d) Yıldızlar kâinatta düzenli olarak dağılmamıştır.

Aristodan:
Kabul edelim ki eşit ağırlıkta ve özellikte iki cismi belli bir yükseklikten attığımızda ikisi de aynı zamanda yere düşer. Şimdi bu iki cismi birbirine bağlayıp tekrar atalım. Aristo’ya göre bu cisimler daha hızlı düşmelidir. Çünkü artık ağırlıkların iki katı olan tek bir nesne olmuşlardır. Ya da olayı bir de şöyle düşünelim:
Ağırlıkları A ve a olan iki cisim düşünelim. Aristo’ya göre daha ağır olan A, daha hızlı düşer. Hızlarına da B ve b diyelim. Bu iki cismi birbirine bağladığımızda, A,a’yı kendine yani aşağı doğru çekecek; a da A’yı yukarı doğru çekecektir. Bu cisimler, yere B ve b arasında bir hızla yere düşmelidir. Ama Aristo der ki:
-” Cisimleri birbirine bağladığımızda ağır olandan daha ağır bir cisim elde etmiş oluruz. O halde A’dan daha hızlı düşmeliler.”

Amperler:
Üç fazlı dağıtımda, 2 amper ile 2 amper, dört amper etmez. Yani üçgen bağlama motorda:
2 amp + 2 amp = 3.4641 amp olur.

İkizler:
Fizikte en önemli paradokslardan biride ikizler paradoksudur.
Buna göre ikiz olan kardeşlerden biri ışık hızı ile uzaya fırlatılsa ve 50 sene sonra dünyaya tekrar gelse dünyada kalan ikizin yaşı “x+50″, uzaydan gelenin yaşı ise “x+50>gelen” olacaktır. Yani biri yaşlı biri genç ama bir çok bilim çevresi zamanda böyle bir yolculuğun ışık hızına dahi çıkılsa mümkün olmayacağını iddia eder. Çünkü eğer böyle olsa idi ışık sürekli geçmişe yol alır. Evrende sürekli yer değiştirmeyen ışık bütün evreni aydınlatırdı.Fakat atmosferimize çarpan mezonların 1sn lık anı, 10 dkgibi geçirdikleri ispatlanmıştır”
Nebi Volkan ÜNLENEN’den
Renklerin Karışımı:
Renklerin karışımını iki şekilde gerçekleştirebiliriz.
a) Madde (meselâ boya) olarak,
b) Işık olarak.
Aşağıdaki ilk şekilde renkler, madde olarak karıştırılmıştır. Kesişimlerinde diğer renkler de görülmektedir. Tüm renklerin kesişiminden de “SİYAH” elde edilir.
İkinci şekilde de ışık olarak karışım yapılmıştır. Burada da tüm renklerin karışımı “BEYAZ”ı verir. (Gökkuşağında veya prizmada olduğu gibi)

Akan Su
Bir musluğu biraz açıp gözleyelim. Seri halde akan su, aşağı doğru indikçe inceliyor. Neden?
İpucu: Yerçekimi ve hız

Yağmur
Çok şiddetli bir yağmur yağıyor. Gideceğimiz yere ıslanmadan ulaşmak için koşmak iyi bir fikir mi, Yoksa yürümeli miyiz? Süre ve mesafe, ıslanmayı nasıl etkiler?
İpucu: Meselâ 10 metrelik bir mesafeyi ve 10 dakikalık süreyi ayrı ayrı düşünün.

Kimya Paradoksları:
Su ve Alkol:
İki litre su ile iki litre alkolün karışımı, ‘dört’ litre ‘alkollü su’ olmaz. Yani:
15 ° de………2000cm³ (su) + 2000cm³ (alkol) = 3955cm³ (alkollü su)
Soru:
Bilindiği gibi “su”, iki hidrojen ve bir oksijenden oluşur. Hidrojen, ‘yakıcı’ bir gaz; Oksijen de ‘yanıcı’ bir gazdır. Nasıl oluyor da ikisi bir araya geldiklerinde ‘söndürücü’ olabiliyorlar?
Su neden renksiz acaba? Özkan’dan

Tüm sıvılar alttan donmaya başlar da su neden üstten dolmaya başlar? Özkan’dan

Çay-Şeker
Çayın içinde şeker olursa mı daha çabuk soğur, olmazsa mı?
Cevap: Bir cismin hızlı soğuması için ortamla ısı farkının fazla olması gerekir. Şeker, çaya atıldığında endotermik bir reaksiyon oluşur. Çayın ısısı bir miktar düşeceği için soğuma hızı da düşecektir. Dolayısı ile şekersiz çay, daha hızlı soğur.

Tarihten Paradokslar
Her alanda olduğu gibi tarihte de çok sayıda paradoksal olay olmuştur.
Fatih Sultan Mehmet’ten:
Bilindiği gibi Fatih, genç yaşta padişah olmuştur. Yaşı gençtir ama zekası ve inançları çok kuvvetlidir. Yeni sultan olduğu yıllardır. Birgün bir sefere gidilecekken ordunun başında babasının olmasını ister. Ancak babası bu teklifi kabul etmez. Fatih’in maksadı babasının ilminden ve tecrübesinden yararlanmaktır.
-“Eğer sen padişahsan geç ordunun başına. Yok eğer ben padişahsam emrediyorum ordunun başına geçeceksin!”
Babası Sultan Murat, başka çare bulamaz ve orduya komutanlık yapar.

Osman Yüksel Serdengeçti’den:
Osma Yüksel’in milletvekili olduğu yıllardır. Birgün meclis kürsüsünde kendisine laf atan vekillere dayanamaz ve:
-“Bu meclistekilerin yarısı eşektir!” der ve iner kürsüden.
Bunun üzerine meclis karışır ve herkes kendisinden sözünü geri almasını ister. Arkadaşlarının da ricası ile tekrar kürsüye çıkar ve zekasını gösteren ve vekilleri rahatlatan şu sözleri söyler:
-“Bu meclistekilerin yarısı eşek değildir!”

Kant’tan:
Ünlü Alman eğitimci Emmanuel Kant’ın bir sözü:
-“Her ne kadar ben inanmasam da bir tanrının var olduğunu kabul etmek gerekir.”

Yaşanmış bir olay:
1974’teki Kıbrıs çıkarmasına katılan bir asker anlatıyor:
“Çok şiddetli bir taarruz vardı. Mermiler kulağımızın dibinden geçiyordu. Siperde daha önce hiç görmediğim bir asker yanıma yaklaştı. Belli ki bizim birlikten değildi. Bir zarf çıkardı ve:
-“Memlekete dönünce bu zarfı, üzerindeki adrese bırakır mısın?”
-“İkimiz de döneriz inşallah” dedim.
Israrla kendisinin dönemeyeceğini, benim ise memleketime ve aileme kavuşacağımı söylüyordu. Biraz isteksiz de olsa zarfı aldım. Ancak o çatışma sırasında birbirimizi kaybettik. Taarruz bitip memlekete döndüğümden bir-iki yıl sonra eski eşyaları karıştırırken o zarfı buldum. Unuttuğum görevi, geç te olsa yerine getirmek için İstanbul’a gittim. Üzerindeki adres, Aksaray’da eski bir eve götürdü beni. Kapıyı yaşlı bir amca açtı.
-“Merhaba amca. Ben Kıbrıs’ta savaşan oğlunuzdan bir mektup getirdim. Belki kendisi de gelmiştir.”
-“Bizim Kıbrıs’ta savaşan bir oğlumuz yoktu”
Beni içeri davet ettiler. Eşi, bir fotoğraf albümü ile geldi. Fotoğrafları gösterip:
-“Sana zarfı bu genç mi verdi?”
-“Evet. Çok iyi hatırlıyorum. Buydu.” ve işte o an beni şok eden ve hala aklımı başımdan alan şu cevabı verdi:
-“Bu çocuk benim oğlumdu. Fakat onu 15 sene önce Kore harbinde şehit verdik…” ”

Yunus Emre’den:
“Ete kemiğe büründüm
Yunus diye göründüm”
“Bir ben vardır bende, benden içeru”
“Yedi kere dolup boşalan dünya değil misin?”

Kanuni Sultan Süleyman’dan:
Süleymaniye Camiinin inşaası sırasında bir ermeni usta, yanlış duvar yapması sonucu, Kanuni tarafından cezalandırılır. Ermeni usta, sultandan şikayetçi olur. Kadı, ikisini de huzuruna çağırır. Kanuni ve usta, kadının karşısında ayakta beklemektedirler. Karar açıklanır: “Kısas!” yani Kanuni de aynı şekilde cezalandırılacaktır. Ermeni usta, adalete hayret eder ve:
-“Madem dininiz bu kadar adil, hem davamdan vazgeçiyorum hem de müslüman oluyorum”
Davadan sonra Kanuni, kadıya:
-“Eğer ben padişahım diye benim lehimde bir karar verseydin, seni bu kılıcımla öldürürdüm”
Kadı, oturduğu minderin altından bir hançer çıkarır ve :
-“Sultanım siz de eğer ‘ben padişahım’ diye kararıma itiraz etseydiniz ben de bu hançeri sizin kalbinize saplardım…”

Bir Derviş:
Garip dervişin biri büyük bir köşkün önünden geçerken evin ‘av meraklısı ve zalim’ olan beyi, yardımcıları ile ava gitmek için evden çıkıyorlardır. Dervişle selamlaşırlar. Aksilik bu ya o gün hiç birşey vuramadan dönerler. Bey çok sinirlidir:
-“Sabah ava giderken karşılaştığımız o dervişi bulun çabuk! Onun yüzünden işlerim ters gitti. Uğursuzu getirin bana!”
Yardımcıları hemen dervişi bulup beyin huzuruna çıkarırlar. Bey kükrer:
-“Bre uğursuz adam! Senin yüzünden elimiz boş geldik! Hiçbir şey vuramadık! Tiz vurun kellesini!”
Derviş, beye şöyle der:
-“Beyim sabah selamlaştık. Siz hiçbir şey vuramadınız. Ben ise kellemi kaybediyorum. Siz söyleyin, hangimiz daha uğursuzuz?”

Kanuni Sultan Süleyman’dan:
Kanuni, şehzadelerini muhteşem bir törenle sünnet ettirir. Kısa bir süre sonra da veziri İbrahim Paşa’nın oğlu sünnet olur. Törene Kanuni de davetlidir. Birara Kanuni, vezirine der ki:
-“Söyle bakalım İbrahim Paşa. Senin tören mi daha muhteşem, benimki mi?”
-“Elbette benimki sultanım”
Kanuni şaşırır. Sebebini sorar. Vezir:
-“Benim oğlanın düğününe koskoca cihan padişahı davetliydi ve geldi. Sizinkinde böyle bir davetli var mıydı?” der.

http://www.paradokslar.com